Nefes

Hayatın ritmiyle yarışmayı bırakıp derin bir nefes almayı başarabildiğimde, yaşamı o anda yakalarım. Yapılacaklar listeleri tam bitmek üzereyken hiç durmadan çalışan beynim güya yapılması gereken yeni bir şeyleri  eklemeyi çok kolay bir şekilde başarır başarmasına da o kısacık anda belki yorgunluktan doğan bir ihtiyaçtan belki farkına bile varmadan ciğerlerimi dolduran o nefes doğruca ruhumu uyandırır. İşte o aslında faal olmadan yaşamaya devam ettiğim dünyaya renk, estetik, anlam kazandırırken, olanın da olmayanın da önemini yitirdiğini görürüm.

Bir bardak çayın ya da kahvenin kokusu, ya da belkide bir yerlerde pişmekte olan çorbanın hatta sadece çimen kokusu, yağmur yağarken çıkan toprak kokusu,bir köpek havlaması, birkaç çocuğun neşeli konuşması, ılık bir rüzgarın tene değmesi,en kısık haliyle bile içli bir bir şarkının duyulması,kuş sesleri, gün batımında güneşin zayıf ama kızıl ışıklarını kusursuz bir görkemle yansıtması,yumuşacık bir hırkanın omuzları ısıtması.

Nefes alıp verirken yapılması gerekenleri yaptığım için yaşadığımı düşünürken, birazcık derin alınmış bir nefesin yaşamın aslında ne kadar güzel ve detaylarda kıymetli olduğunu hatırlatması hayatın mucizesi değilmidir?

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.