Bir ilkbahar sabahı

İyi uyunmuş ve dinlenmiş bir halde uyanılan ilkbahar sabahları neşe ve ışıltı saçan enerji ve motivasyonun üst sınırlarında yaşamı anlama ve değer katma günleridir bana kalırsa. Serinliğin getirdiği dinamiklik güneşin parlaklığını farketmeyi, o güçlü aydınlık ferahlığı ve bu sayede daha pozitif olma halini doğurur. Bu ruh haliyle bahçedeki çiçeklerin bitkilerin ve ağaçların kokusu, yaprakların hışırtısı,kuş cıvıltıları, sokakta insan sesleri,toprağın rengi,yere düşen çiğ damlacıkları hepsi muazzam bir ahenk içinde yaşamaya davet eder yeni güne. Burada hayat var ismini seçmem aslında farkına varmak ve farkına varmayı seçmekti. Yaşamak dediğimiz, bize verilen yaşam hakkını nasıl değerlendireceğimiz ve neyi seçtigimizse, güzel bir yaşam güzeli görmek için güzel bakmakla ilgili.

Herşey muhteşem ve yolunda olmadığı zamanlar,sorunlu ve sınav insanları, beklenmedik zorluklar, gün boyu bitip tükenmeyen ıvır zıvır işler ve üstünüze yıkılmış angaryalar, üzücü kayıplar,kolkola girmiş aksilikler olmayacakmı, olacak. Elbette olacak ki diğer yandan hayat böyle şeylere takılmadan elinden geleni yapıp önüne bakıp devam etmek değilmidir.

Şimdi sıcak çayımı alıp yeni yeni oluşmaya başlayan bostanımı izlerken turuncunun en canlı haliyle yeşilin en ahenkli tonunun buluşmasının huzurunda kalmaya devam etmek istiyorum müsaadenizle.

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.