Bir ilkbahar sabahı

İyi uyunmuş ve dinlenmiş bir halde uyanılan ilkbahar sabahları neşe ve ışıltı saçan enerji ve motivasyonun üst sınırlarında yaşamı anlama ve değer katma günleridir bana kalırsa. Serinliğin getirdiği dinamiklik güneşin parlaklığını farketmeyi, o güçlü aydınlık ferahlığı ve bu sayede daha pozitif olma halini doğurur. Bu ruh haliyle bahçedeki çiçeklerin bitkilerin ve ağaçların kokusu, yaprakların hışırtısı,kuş cıvıltıları, sokakta insan sesleri,toprağın rengi,yere düşen çiğ damlacıkları hepsi muazzam bir ahenk içinde yaşamaya davet eder yeni güne. Burada hayat var ismini seçmem aslında farkına varmak ve farkına varmayı seçmekti. Yaşamak dediğimiz, bize verilen yaşam hakkını nasıl değerlendireceğimiz ve neyi seçtigimizse, güzel bir yaşam güzeli görmek için güzel bakmakla ilgili.

Herşey muhteşem ve yolunda olmadığı zamanlar,sorunlu ve sınav insanları, beklenmedik zorluklar, gün boyu bitip tükenmeyen ıvır zıvır işler ve üstünüze yıkılmış angaryalar, üzücü kayıplar,kolkola girmiş aksilikler olmayacakmı, olacak. Elbette olacak ki diğer yandan hayat böyle şeylere takılmadan elinden geleni yapıp önüne bakıp devam etmek değilmidir.

Şimdi sıcak çayımı alıp yeni yeni oluşmaya başlayan bostanımı izlerken turuncunun en canlı haliyle yeşilin en ahenkli tonunun buluşmasının huzurunda kalmaya devam etmek istiyorum müsaadenizle.

 

 

 

 

ZEYNO

Bu gece burnunun üstünde duran minik lekesi onu daha da güzel yapan, kakaolu kurabiyem, Türkan Şoray’ım, güzel kontesim,zillilerin en güzeli, CANımın içi ve şimdi aklıma gelmeyen türlü sevgi ifadesi barındıran sıfatlarla sevmelere  doyamadığım, yapmaması gereken herşeyi güya kızarak tolere etmenin bir çok yolunu bulduğum kalbimin kıymetli köşesini kapmayı başarmış Zeyno hanımı anlatmak istedim.

Onda bulduklarımı kelimelerin ruhsuz birer ifadeye dönüştüğünü farkına vararak yazıyorum aslında. Yoğun duygular içindeyken hangi cümleye sarılsam hislerimin aksine anlamsız ve kupkuru sözcükler çıkıyor ortaya. Çünkü herkesin  sevgi anlayışı çok farklı ve  benimki daha çok kontrol edebileceğimin üstünde bir  gerçekleştirme çabasını sunarak duygularımı yaşama isteği. Çok paranız varsa ve zamanınız azsa sayamazsınız bunun gibi durum galiba.

Zeyno geldiğinde sütten yeni kesilmiş bebekti. Kedi ama kedi demeye dilim varmıyor ailenin haylaz çocuğu vardır her fırsatta zorluk çıkarttığı halde her an görmek istenilen. Evde her türlü düzen, alışkanlık, yemek, uyku onunla mutlaka ilgilidir. Bahçede, kullanılmayan bacalarda, çiçeklerin arasında uçuşan bir arının ya da dut ağacının dalındaki kuşun peşinde daima mangala en yakın pozisyonda, biraz dinlenmek için sandalyeye oturduğunda hemen yerleştiği kucakta ve arabayla eve  döndüğümüzde  biraz merak çokça sevinçle dış kapının yanındaki bahçe duvarınının üstünde bekler o.

Doğrusu, beklerdi olacak ama ne dilim ne de yüreğim geçmiş zaman kullanmaya hazır değil hâlâ.

  Daha bir yaşında ve muhtemelen yeni hamileydi. Bu sabah bir araba ezdiği için artık bizim güzel kızımız olarak sadece anılarımızda ve o keyif dolu anlarda çekilmiş fotoğraflarda yaşayacak .

  İyiki bizimleydin can kızım, güle güle güzel kızım Zeynocanım.